Türkiye yargı operasyonlarıyla sarsılıyor Yarı askerî rejimin iç çelişkileri ve sınıf siyasetinin önemi

OCT 13, 202614 MIN

Description

Türkiye siyaseti içinde yargının öne çıktığı bir dönem yaşıyoruz. İsmi, hâkim ve savcı sıfatıyla muhalefete yönelik siyasi davalarla (CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, CHP Milletvekili Enis Berberoğlu, HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve HDP Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, Adalet Bakanı olmadan önceki süreçte ise İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Ekrem İmamoğlu davaları bunlardan öne çıkanlar) özdeşleşen Akın Gürlek’in, Adalet Bakanı yapılmasıyla hızlanan bir süreç söz konusu. Bu yeni süreçte gündeme gelen davalar yine siyasi içerikli olmakla birlikte, doğrudan muhalefeti hedef almayan, tam tersine iktidar cephesinin içine uzanan, yarı askerî rejimin güç dengelerini sarsan soruşturmalar ve tutuklamalar da gündemde. Akın Gürlek bu yargı aktivitesi içerisinde muhalefete karşı siyasi davaların yürütücüsü olma imajını da büyük ölçüde değiştirmiş, sadece iktidar nezdinde değil, muhalif kesime dahi sirayet eden bir biçimde bir “temiz eller savcısı” imajı edinmeye başlamıştır. Muhalefete egemen olan ve bizim her zaman eleştirdiğimiz “tek adam rejimi” tezi, bu imaj tazelemesinde iktidar cephesine büyük yarar sağlıyor. İstibdad medyasının “Erdoğan iyi çevresi kötü” tezi ile muhalefetin “tek adam rejimi” tezi her şeyin merkezine Erdoğan’ı koymakta ortaklaşıyor. Oysa mevcut istibdad rejimini (baskıcı keyfi yönetim) tek merkezli değil parçalı bir yapı olarak görürseniz, tablo değişir. Bir tek adam rejimi yok. Yarı askerî karakterli, sivil ve askerî farklı güç odaklarının dengesi üzerine kurulmuş bir yapı var. Dört farklı grupta yargı operasyonları: Muhalefeti bastırma, yarı askerî rejim içinde güç mücadelesi, imaj operasyonları, hasar yönetimi Mevcut yargı aktivizmi tek bir merkezden yürütülmekte ise de her operasyon farklı siyasi saikleri içinde barındırıyor. Bu bağlamda dört ayrı kategoriden bahsedilebilir. Bunlardan ilki Esenyurt Belediyesi’nden başlayarak İBB ile devam eden, butlan davası ile doğrudan CHP’yi bölen ve muhalefeti bastırmaya, dizayn etmeye yönelen çeşitli operasyonlar. Bir diğer grup, muhalefet aleyhindeki baskıcı ve keyfi uygulamaların aracı olurken iktidara yakın kişi ve kurumları ise kayıran ve koruyan bir yargı imajını düzeltmeye yönelik, özellikle iktidarın kendi tabanındaki güven erozyonunu gidermeyi amaçlayan, mutlaka içinde “tuzu kuru” ünlülerin, magazin figürlerinin iliştirildiği operasyonlar. Bu tür operasyonlarda muhalefeti halkın geniş kesimlerinin zengin ve yoz bir hayatla özdeşleştirdiği kişi ve grupları savunur pozisyona itmek, böylece iktidara yönelen sınıfsal öfkenin muhalefete yönelmesini sağlamak gibi bir amaç da söz konusu. Eşcinsel derneklerine yönelik operasyonlarda da istibdad erkek egemenliğinin ve cinsiyet ayrımcılığının rüzgârıyla yelkenlerini doldurmaya çalışmıştı.